Son yıllarda Türkiye genelinde ve Diyarbakır özelinde kanser vakalarında gözle görülür bir artış yaşanırken, uzmanlar erken teşhis ve tarama programlarına katılımın yetersizliğine dikkat çekiyor. Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı, akademisyen Prof. Dr. Bahri Çakabay, Güneydoğu Ekspres’e yaptığı değerlendirmede, Diyarbakır’da özellikle meme ve kolon kanserindeki artışın endişe verici boyutlara ulaştığını söyledi.
Kanserle mücadelede son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildiğini vurgulayan Prof. Dr. Çakabay, “50-100 yıl öncesine göre tanı ve tedavi yöntemleri çok gelişti. Bugün birçok kanser türü, özellikle meme kanseri, neredeyse kronik bir hastalık gibi yönetilebiliyor. Ancak bu, kanser sorununu tamamen çözdüğümüz anlamına gelmiyor” dedi.
Kanserin tek bir hastalık olmadığını belirten Çakabay, “Yaklaşık 100 farklı kanser türü var. Dolayısıyla tek bir ilaçla veya tek bir yöntemle tamamen ortadan kaldırılması mümkün değil. Asıl hedef, kanseri kontrol altına almak” ifadelerini kullandı.
Bölgedeki kanser dağılımına değinen Prof. Dr. Çakabay, kadınlarda en sık meme kanseri, erkeklerde ise kolon, rektum ve prostat kanseri görüldüğünü belirtti. Meme kanserinin teorik olarak bölgede daha az görülmesi gerektiğini ifade eden Çakabay, “Doğurganlık ve emzirme meme kanseri riskini azaltır. Bu nedenle batı illerine kıyasla oran daha düşüktür; ancak asıl sorun, hastaların bize ileri evrede başvurmasıdır” dedi.
Meme ve kolon kanserinde geç tanının en büyük nedenlerinden birinin toplumsal faktörler olduğunu vurgulayan Çakabay, şunları söyledi:
“Kadınların çekingen davranması, geleneksel toplum yapısı ve tarama programlarına katılımın düşük olması erken teşhisi ciddi şekilde geciktiriyor. Bu durum sadece meme kanserinde değil, kolon kanseri taramalarında da etkili oluyor. Kolonoskopi gibi hayati tetkiklere katılım oldukça düşük.”
Kanserde erken teşhisin tedavi sürecini tamamen değiştirdiğine dikkat çeken Çakabay, “Erken evrede yakalanan kanserlerde tedavi daha kolay, cerrahi daha basit ve hastanın yaşam kalitesi çok daha yüksek oluyor. Geç kalındığında ise hem hasta hem de hekim açısından süreç oldukça zorlaşıyor” dedi.
Kolon kanseri taramalarının artık 40 yaşından itibaren, şikâyet olmasa bile yapılması gerektiğini hatırlatan Çakabay, meme kanserinde ise tarama sayesinde bazı hastalarda kemoterapiye bile gerek kalmadan küçük bir cerrahi müdahale ile tam iyileşme sağlanabildiğini söyledi.
Diyarbakır’daki onkolojik hizmetlerin geldiği noktaya da değinen Prof. Dr. Çakabay, kentin Türkiye’nin büyük şehirleriyle kıyaslanabilir düzeyde olduğunu vurguladı. Diyarbakır’da robotik cerrahi, kapalı ameliyatlar ve PET/CT görüntüleme gibi ileri teknolojilerin aktif olarak kullanıldığını belirten Çakabay, “Vatandaşlarımızın İstanbul ya da Ankara’ya gitmesine gerek yok. Diyarbakır’da aynı kalitede hizmet sunuluyor” dedi.
Son yıllarda kanser hastalarının sayısının arttığını ve yaş ortalamasının giderek düştüğünü ifade eden Çakabay, “Eskiden kanser daha çok yaşlılık hastalığı olarak bilinirdi. Bugün ise genç yaşlarda da sık görülmeye başladı. Bu durum yaşam tarzıyla doğrudan bağlantılı” diye konuştu.
Kanser riskini artıran faktörler arasında stres, çevre kirliliği, sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam, sigara ve alkolün yer aldığını belirten Prof. Dr. Çakabay, sağlıklı yaşam için düzenli spor, dengeli beslenme, stresten uzak durma ve periyodik sağlık kontrollerinin vazgeçilmez olduğunu söyledi.
“En büyük hedefimiz kanseri önlemek, ikinci hedefimiz ise erken teşhisle hastalığı kontrol altına almak” diyen Çakabay, toplumun bilinçlenmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
DİYARBAKIR
Az önceDİYARBAKIR
Az önceDİYARBAKIR
1 saat önceASAYİŞ HABERLERİ
2 saat önceDİYARBAKIR
3 saat önceBÖLGE
1 gün önceDİYARBAKIR
1 gün önce
1
Diyarbakır’da Silahlı Saldırılara Geçit Yok: 9 Ayda 96 Şüpheli Tutuklandı
2
Tahsin Arslan: “Bir Muhammed Recai Gitti, 65 Muhammed Recai Geldi”
3
Yenişehir’de 91 Hafız İçin Gurur Günü: İcazet Merasimi Dualarla Gerçekleşti
4
Diyarbakır’daki aileler korkuyor
5
Diyarbakır’da Suçla Kararlı Mücadele: Temmuz Ayında 395 Kişi Yakalandı