Diyarbakır Tabipler Odası Başkanı Dr. Veysi Ülgen, kentte çevre sağlığı açısından büyük bir riskin kapıda olduğunu açıkladı. Güneydoğu Ekspres Gazetesine konuşan Dr. Ülgen, özellikle tıbbi ve kimyasal atıkların kontrolsüz biçimde çevreye karışmasının, insan sağlığından ekosisteme kadar geniş bir alanı tehdit ettiğini belirtti. “Bu atıkların akıbeti bilinmiyor. Yakılıyor mu, geri mi dönüştürülüyor, yoksa evsel atıklarla birlikte mi imha ediliyor? Bu konuda kamuoyuna şeffaf bir açıklama yapılmıyor” diyen Ülgen, yetkililere çağrıda bulundu. "Çevre Sağlığı, İnsan Sağlığının Temelidir" Sağlığın sadece bireysel iyilik haliyle sınırlı olmadığını vurgulayan Dr. Ülgen, “Çevre sağlığı, hayvan sağlığı ve insan sağlığı bir bütündür. Bu dengenin bozulması, doğrudan toplum sağlığını tehdit eder. Özellikle tıbbi atıkların doğaya karışması, toprak ve su yoluyla besin zincirine kadar ulaşmakta ve bu durum ciddi sağlık riskleri oluşturmaktadır” dedi. Diyarbakır’da Atık Yönetimi Yetersiz Diyarbakır’da atıkların ayrıştırılmasına yönelik sistemlerin olmadığını, vatandaşların bu konuda bilinçsiz bırakıldığını ifade eden Dr. Ülgen, “İlaçlar evsel atıklarla birlikte çöpe atılıyor. Şehirde, evden sanayiye kadar hiçbir aşamada yeterli önlem yok. Bu durum fare, haşere gibi zararlılar için uygun bir zemin hazırlarken, aynı zamanda salgın hastalıkların yayılmasına da yol açıyor” diye konuştu. “Türkiye’de Atık Politikası Yok” Türkiye’de sürdürülebilir ve etkili bir çöp politikası bulunmadığını dile getiren Dr. Ülgen, “Bazı ülkeler çöpten enerji üretirken biz hâlâ çöp ithal ediyoruz. Bu akıl almaz bir durum. Türkiye’nin etkili ve şeffaf bir atık yönetim politikasına acil ihtiyacı var. Bu, sadece çevre için değil, aynı zamanda ülke ekonomisi için de bir fırsattır” ifadelerini kullandı. Su Krizi Kapıda: “Su, Ticari Bir Meta Haline Geldi” Küresel ısınmanın etkileriyle birlikte artan su ihtiyacına rağmen, kentteki su kaynaklarının da verimli kullanılmadığını belirten Dr. Ülgen, “Diyarbakır'da ciddi bir susuzluk yaşanıyor. Su kaynakları kamu yararına değil, ticari amaçla kullanılıyor. Suya erişim artık maddi güce bağlı hale geldi. Bu, sağlık açısından kabul edilemez bir durumdur. Su, temel bir haktır; eşit ve bilimsel temellere dayalı şekilde yönetilmelidir” dedi.